Etiketlenenler ‘MLS Terapisi’
Boyun Fıtığının Nedenleri

-Trafik kazaları, travmalar, şoförlük, boynu çok etkileyen bir meslek. Frenler, manevralar ve çarpmalar, trafik kazaları,
-Günlük hayatın gerilimleri,
-Boyunun yanlış hareketleri ve yanlış pozisyonları,
-Emosyonel gerginlik, boyun kaslarında zayıflık,
-Yaşlanmaya bağlı kemik yapısındaki dejeneratif değişiklikler
-Boyun kireçlenmesi
-Sık görülen bazı iltihaplı romatizmal ağrılar (Ankilozan Spondilit, Romatoid artrit)
-Fibromiyalji
-Yanlış duruş, psikolojik stres, soğuğa maruz kalmak, yorgunluk
-Uzun süreli bilgisayar – daktilo kullananlar, sürekli tek noktaya odaklaştıkları için boyun kaslarının yeterince hareket etmemesi sonucu ağrı çekerler.
-Ev işleri, dikiş nakış, temizlik, perde asma, silme gibi bunlar son derece boyun ağrılarını arttıran faktörlerdir.Bu yüzden kadınlarda boyun ağrılarının görülme sıklığı fazladır.

Sekreterlik, Öğretmenlik

-Özellikle stres boyun kaslarında kasılmaya neden olur ve boyun ağrısı ve gerilim baş ağrısı ortaya çıkar. Bu şekilde ortaya çıkan ağrılarda kas gevşeticilerin yanı sıra bölgeye yapılan enjeksiyonlar, gevşeme egzersizleri, fizik tedavi yapılması ve antidepresan ilaç verilmesi yoluna gidilir.

Gerilim, stres: Boyun ağrısını artıran ve kronikleştiren en önemli sebeplerdir. Ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlarımız boyun ağrısını artırır. Boyunda sürekli gerginlik ve ağrılı noktalar tespit edilebilir. Gülmek, düzenli çalışmak, sosyal uğraşılar ve hayata bağlılık boyun ağrısına karşı en önemli silahtır.

En üst boyun omurumuz, C1, C2 dediğimiz omur arasından başa giden sinirler çıkmaktadır. Eğer sıkışmışsa, şiddetli baş ağrısı yapabilir. Bir de boyun kasları, aynı zamanda başa yapışan kaslardırda. Bunların da aşırı kullanımı, gergin duruş, çalışma koşullarının ağırlığı, stresin birikmesi, şiddetli boyun ağrıları yapabilir. Çünkü, stresin esas birikimi omuz ve boyundadır. Dolayısıyla baş ağrıları kassal olarak boyundan kaynaklanabilir. C1 sinirinin sıkışmasına bağlı, boynun arkasından başlayıp, kulağa, göze vuran bir ağrı gelişebilir.

 
Boyun Fıtığı

BOYUN FITIĞI HAKKINDA

Boyun fıtığı, boyun omurlarının arasındaki kıkırdağın, omurilik kanalına doğru yer değiştirmesi, çıkması sonucu, kola gelen sinirlere veya omuriliğe baskı yapması ile oluşan hastalığa denir.

Belde olduğu gibi boyunda da fıtık olabilir. Omurları birbirinden ayıran diskler yarı eklem sayılırlar. Disk ortasında jel kıvamında bir madde ve bunun çevreleyen yastıkçıklardan oluşur. Bu yastıkçıklardan daha dışta olanlar içtekilere göre serttirler. Yaşın ilerlemesi ve travmaya maruz kalma durumlarında bu yastıkçıklar yıpranmaya başlar. Dıştaki tabaka giderek incelir, ani yapılan ters bir hareket sonrasında yırtılır.

İçteki jel kıvamındaki madde bu yırtıklardan dışarı doğru kayarak, omurilikten çıkıp kolumuza giderek o bölgelere hareket emri veren veya o bölgelerin duyusunu algılamanızı sağlayan sinirimize baskı yapar. Böylece boyun-kol ağrısı ve o kolumuzda uyuşma, karıncalanma, bazen de güçsüzlük hissederiz.

Bazen de yaşla beraber gelişen kireçlenme ile Kıkırdak doku  yıpranır. Arkada bulunan küçük eklemlerde bozulma olur.  Sinir deliklerinde delikleri daralma olur. Böylece kişide boyun ağrısı, kol ağrısı, elde uyuşma, hatta beyne giden kan damarlarını etkilediği için baş dönmesi, dengesizlik, unutkanlık gibi bir çok şikayetler de olabilir.

Teşhis nasıl konur?

Çoğu vakada hastanın görünümü, hastanın ifadesi ile beraber klinik muayene kesin teşhis koydurur. Ancak hastalığın şeklini belirlemek ve diğer hastalıklardan ayırt etmek için laboratuvar tetkikleri, düz röntgen, tomografi, MRI gerekebilir.  Ancak artık günümüzde boyun  fıtığından şüphelendiğimiz vakalarda muayene ve sonrasında cervical MRI kesin tanı için yeterli olmaktadır. Kesin tanıda düz röntgen ve tomografi artık bırakılmış gibidir. MRI çekilmesi sakıncalı olan kişilere tomografi tercih edilebilmektedir. Önceki yıllarda kullanılan ve agresif bir yöntem olan miyelografi (spinal kanala ilaç enjekte edilerek röntgen çekme) artık kullanılan bir yöntem değildir.

Boyun fıtığı tedavisi

Kesin yatak istirahati, hastanın en rahat ettiği pozisyonda ve iyi bir yatakta olmalıdır. Yatak sert ve düzgün olmalı vücut ağırlığı ile çökmemelidir. Sırtüstü uzanıp bacakların altına yastık koymak en iyi dinlenme şeklidir. Ancak sırt üstü yatamayan kişiler en çok nasıl rahat ediyorsa o pozisyonda yatmalıdır. Başın altına yüksek yastık koyulmamalıdır.  Boynu destekleyen orta sertlikte bir yastık idealdir. Dolayısıyla tedavide en az 10 gün kesin yatak istirahati şarttır.

Ağrı kesici, kas gevşetici, ilaçlar faydalıdır. Kronikleşmiş hastalarda antidepresan ilaç kullanılmalıdır. Yüzeysel ve derin ısıtıcılar, düşük frekanslı akımlar ve traksiyonla uygulanan fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları da tedaviye yardımcıdır. Özellikle uyku dışındaki zamanlarda ortopedik bir boyunluk (cervical coller) gerekli olabilir. Boyunluk boynun stabilizasyonu açısından oldukça önem taşır. Çeneyi de alttan destekleyen boyunluklar bazen rahatsızlık verebilir. Bu kişiler çenesiz boyunluklar tercih edebilirler.

Egzersizler, boyun fıtığının ilk ve orta dönemlerinde önerdiğimiz uygulamalar değildir. Egzersizler için acele edilmemeli. Ağrılar düzeldikten ve klinik tablo yerine oturduktan sonra kronik dönemde yapılmalıdır. Zira ilk dönemlerde kesin istirahatin yerini hiç bir şey tutmaz. Daha sonraki dönemde yapılan egzersizler bel kaslarının kuvvetlenmesi ve bel eklemine düşen yükün azalması açısından yararlıdırlar.

Kliniğimizde uyguladığımız lazer tedavileri ile hastaların çok büyük bir bölümü 4-6 haftada iyileşirler. Bazı hastalara lazer uygulamalarına ek olarak ilaç tedavisi de yapılabilmektedir.

Boyun fıtığı tedavisinde Laser yöntemleri;

İki şekilde yapılır

1-    Endoskopik yöntem

2-    Perkütan yöntem

endoskopik yöntem bir cerrahi  girişimdir. Sinir basısına neden olan fıtıklanmanın laserle yakılması esasına dayanır (laser diskektomi). Ama bu yöntem de ulaşım alanı dardır ve sadece bir tek sinir kökü basıdan kurtarılabilir. Halbuki, perkutan yöntem de vucuda herhangi bir iğne vs sokulmaz. Etki alanı geniştir. Sadece bir sinir kökü değil en az 3-4 sinir köküne birden maruz kalınan baskı ve ödemden kurtarma uygulaması vardır. Birden çok seanslar halinde uygulanır. Sadece bir defa uygulanabilecek bir yöntem olmadığı ve seanslar halinde uygulandığı için tedavide başarı şansı yüksektir. Endoskopik yöntem ise anestezi altında yapılan pahalı bir yöntem olduğu için bir defa dan fazla yapılma imkanı pek yoktur. Endoskopik yöntem de sinir yapışıklığı ve endoskopi esnasında çevredeki damarsal yapılara zarar verilebilme ihtimali her zaman söz konusudur. Bizim uyguladığımız perkutan yöntem de ise hem daha geniş bir bölgenin tedavisi yapılabilir hem de acısız, sızısız bir uygulamadır.

MLS Laser tedavisiyle boyun fıtığı tedavisinin ameliyatlara da üstünlüğü düşünülebilir. Çünkü boyun fıtığı ameliyatı olan bir kişinin kendine gelerek tamamen eski normal düzene girebilmesi neredeyse 6 ayı bulmaktadır. Ayrıca ameliyat ve anestezi komplikasyonları mevcuttur. Kişi netice de bedensel bir yara almakta özellikle omurlar üzerinde uzunca bir bölge de operasyon izi ya da skatrisi ile hayat boyu yaşamaya mahkum olmaktadır. Bir çok hastada ameliyat bölgesinin hassasiyetinden ötürü nüks yani tekrarlamalar olmakta, aynı kişi aynı boyun fıtığından 2-3 defa ameliyat olabilmektedir. Her bir ameliyat ayrı bir travma olduğundan üst üste ameliyat olanlar giderek normal yaşam aktivitelerini kaybetmekte ve malul duruma gelmektedirler. Halbuki günümüzde neredeyse her boyun fıtığında akla ilk gelen ameliyat olmaktadır. Buna mukabil ameliyatlar, ancak ani motor kaybı gibi acil durumlarda uygulanmalıdır. Maalesef günümüzde boyun fıtığı ameliyatlarının büyük bir oranı gereksiz yere yapılmaktadır. MLS Laser terapisi ile uygulama yapılan bölgede ; ağrı, enflamasyon ve ödem ortadan kalkar. Enflamasyon, tüm doku derinliğiyle yok edilerek tablonun düzelmesi ve güçlü analgezik etki ile ağrının ortadan kalkması sağlanır. Derin yapılardaki kas lezyonları, lif zedelenmeleri, kıkırdak dokusu ve bağ dokusu harabiyetleri MLS Laser terapi ile onarılır. Dolayısıyla MLS Laser terapi, ameliyatsız ve anestezisiz bir yöntem olduğundan bel ve boyun fıtığında çığır açacak bir tedavi unsuru durumuna gelmiştir.

Çift lazer uygulamaları

REEM Nöropsikiyatri kliniğimizde boyun fıtığı hastalarına yeni bir uygulama olarak çift lazer tedavileri yapmaktayız. Hastalara hem MLS Lazer hem de HİLT Lazer tedavilerini uygulayarak daha etkin ve başarılı sonuçlar almaktayız. Hiç kuşkusuz uyguladığımız bu yeni teknikle başarı oranı daha da yükselmekte, hastaları ameliyata gerek kalmadan iyileşmelerine büyük katkılar sağlamaktadır.

Boyun fıtığında ameliyat

Boyun fıtığında ameliyat durumu en son düşünülen çözüm olmalıdır. Bilimsel araştırmalara göre boyun fıtığı vakalarının ancak %5’i ameliyatla tedavi edilmektedir. Geri kalan %95 si, ameliyatsız tedavi edilir. Ne yazıkki ülkemizde boyun fıtığı denince akla hemen ameliyat gelmektedir. Bu nedenle boyun fıtığı nedeniyle ameliyat edilen kişilerin pek çoğunun operasyona gerek kalmadan lazer gibi yan etkisi olmayan modern tedavilerle düzelebileceği kanaatindeyiz.

Ancak boyun fıtığı ile beraber ani gelişen motor bir kayıp varsa ya da omuriliğe ciddi bası oluşturan bir tablo söz konusu ise beklenmeden ameliyat düşünülmelidir. Bunlarda zaten %5 lik gruba girmektedirler.

 
S.S.S

MLS Laser Terapinin yan etkisi var mıdır?

Hayır hiçbir yan etkisi yoktur.

MLS Laser Terapi kaç seans gereklidir.?

Normal perkutan laser terapilerinde seans sayıları 30-40 a kadar çıkabilirken, MLS Laser uygulamalarında genelde 10 seans yeterli olabilmektedir.

MLS Laser Terapinin, diğer laser tedavilerine üstünlüğü var mıdır?

Bizim uyguladığımız MLS Laser Terapi, multipl lift sistem olup, en son teknolojik gelişime sahip modern bir uygulamadır. Dolayısıyla diğerlerinden hem etkinlik açısından hem de tedavi süresinin daha kısa olması bakımından bir çok üstünlüğü vardır.

MLS Laser Terapinin başarı oranı nedir?

MLS Laser Terapinin ameliyat ve anestezi komplikasyonları olmadığı gibi başarı oranı %99 dur.

MLS Laser Terapi ile nörolojik kusurlar geri dönebilir mi?

Hastada bulunan, his kaybı, refleks kaybı, kaslarda incelme (atrofi) ve kuvvet kaybı gibi nörolojik kusurlar da tamamen ya da tama yakın geçmektedir.

Tedavi esnasında hasta ağrı, sızı, rahatsızlık hissetmekte midir?

Hasta herhangi bir şekilde ağrı ve rahatızlık algılamamakta, klinik tabloya göre takriben bir hafta sonra işine gücüne dönebilmektedir.

MLS Terapi ile ilgili son söz olarak ne söylenebilir?

Diğer tedavi yöntemleri ve ameliyatla karşılaştırıldığında, özellikle işgücü kaybı dikkate alındığında, laser lehine kıyaslanmıyacak bir maliyet ve konfor farkı göstermektedir.

Bel Fıtığı Nedir Nedenleri ve Tedavisi

Beş omur ve omurlar arası diskler ile birlikte sakrum (sağrı kemiği) üzerinde yerleşen bel bölgesi, omurganın boyundan sonraki en hareketli bölgesidir. Beldeki hareketin büyük çoğunluğunu 4. ve 5. bel omurları ile 5. bel omuru ile sakrum kemiği arasındaki eklemler oluşturur. Omurlar arasındaki diskler içi jelatinimsi kıvamlı bir sıvı dış kısmı ise fibrotik bantlardan oluşan liflerden oluşur. Tekrarlayan hareketler, aşırı zorlanmalar, duruş bozuklukları, ve uygun olmayan pozisyonlarda yapılan fiziksel aktiviteler dış kısımdaki anulus fibrozis adı verilen kuşakta yırtılmalara yol açar, yırtılma anulusun iç liflerinden başlayarak dışarıya doğru uzanır. Bunun sonucunda jelatinöz sıvı madde dışarıya doğru fıtıklaşır ve o bölgedeki bağları zorlar etraftaki dokulara baskı yapar. Hastalık daha da ilerleyince bacağa giden siyatik sinirini sıkıştırır, daha çok genç ve orta yaşlarda görülür. İleri yaşlarda ise bel kireçlenmesi ile birlikte görülür.

Belirtileri nelerdir?

Bel fıtığının en önemli belirtisi bel ve bacak ağrısıdır. Başlangıçta belde yerleşik olan ağrı daha sonra bacağa yayılır. Genellikle tek taraflıdır. Taraf değiştirebilir veya iki taraflı olabilir. Bazen hastalar yalnızca bacak ağrısı ile gelir. Ani bir zorlanma yada ters hareket yoksa ağrı daha önce birkaç defa tekrarlamıştır, tedaviyle yada tedavisiz düzelmiştir. Hastada ayrıca bacakta uyuşma, bel hareketlerinde kısıtlanma görülür. Öksürme, hapşırma, uzun süreli oturma, otomobil kullanma, öne doğru eğilme, ağrıyı arttırır. Skolyoz adı verilen belin bir tarafa doğru eğilmesi sık rastlanan bir bulgudur.

Ağrı hafif, orta veya şiddetli olabilir. İleri vakalarda bacak kaslarında erime, incelme, bacakta üşüme olabilir. Çok nadiren bacaklarda özellikle iç taraflarda (iki taraf) his kusuru ve idrar yapamama veya idrar kaçırma görülür. Bu durumda hasta acilen ameliyata sevk edilmelidir.

Teşhis nasıl konur?

Çoğu vakada hastanın görünümü, hastanın ifadesi, basit bir muayene kesin teşhis koydurur. Ancak hastalığın şeklini belirlemek ve diğer hastalıklardan ayırt etmek için laboratuvar tetkikleri, düz röntgen, tomografi, MR gerekebilir.

Bel fıtığından korunmak mümkün müdür ?

İyi bir kas yapısı, kaslar arasında denge duruş eğitimi ve riskli hareketlerden kaçınma bel fıtığından korunmada kısmen yardımcıdır. Esas önemli olan bir kez bel ağrısı olan kişide bunun tekrarlarının önlenmesidir.

Bel fıtığının tedavisi nasıldır ?

Kısa süreli yatak istirahati, hastanın en rahat ettiği pozisyonda ve iyi bir yatakta olmalıdır. Yatak sert ve düzgün olmalı vücut ağırlığı ile çökmemelidir. Sırtüstü uzanıp bacakların altına yastık koymak en iyi dinlenme şeklidir. Ayrıca baldır bir koltuk üzerine konur ve sırt üstü yatarak dinlenmek mümkündür.

Ağrı kesici, kas gevşetici, ilaçlar faydalıdır. Kronikleşmiş hastalarda antidepresan ilaç kullanılmalıdır. Ani başlayan bel ve bacak ağrısında en iyi tedavi epidural yoldan yapılacak lokal anestezik ve steroid karışımı ilaçların verilmesidir. Bu tedavi ilk iki hafta içindeki hastalarda çok etkilidir. Fonksiyonel skolyoz (omurganın yana eğriliği) varsa korseleme gerekebilir. Korse kullanımı uzun süreli olmamalıdır.

Yüzeysel ve derin ısıtıcılar, düşük frekanslı akımlar ve traksiyonla uygulanan fizik tedavi ve rehabilitasyon hastaların büyük çoğunluğunda şikayetlerin geçmesine yardımcı olur.

Bütün hastalara bel koruma prensipleri ve hastalığın aşamasına göre egzersizler gösterilmelidir. Birkaç kür yapılan tıbbi ve fizik tedaviye rağmen geçmeyen ağrılar, kuvvet kaybı ilerleyici olanlar, görüntüleme yöntemleri ile çok büyük fıtığı olanlar cerrahi olarak tedavi edilmelidir. Hastaların büyük çoğunluğunda 4-6 hafta içinde iyileşme sağlanır. Yapılan bütün tedavilere rağmen kronik ağrılı hasta oranı oldukça yüksektir.

Bel fıtığından korunmak mümkün müdür ?

İyi bir kas yapısı, kaslar arasında denge duruş eğitimi ve riskli hareketlerden kaçınma bel fıtığından korunmada kısmen yardımcıdır. Esas önemli olan bir kez bel ağrısı olan kişide bunun tekrarlarının önlenmesidir.

Bel Ağrısı Hangi Sıklıkla Görülür?
Birçok insanda olduğu gibi sizde de hayatınız boyunca en azından bir kez bel ağrısı gelişebilir. Bel ağrısı, Amerika’da soğuk algınlığından sonra doktora başvuruların en sık 2. nedenidir. Bele ait yaralanmaların birçoğu işyerinde gelişir. Bel ağrısı akut (kısa süreli) veya kronik (uzun süre devam eden, devamlı, 3 aydan fazla olan) olarak sınıflandırılabilir. Yaşam boyunca bir insanda akut bel ağrısı birden fazla görülebilmekle birlikte uzun süre devam eden bel ağrısı nadiren görülür.

Neden Bel Ağrısı Sık Görülür?
İnsanoğlu dik konumda yürür. Dört ayak üzerinde yürümediği için bel kısmı vücut ağırlığının büyük çoğunluğunu taşımak durumundadır. Ağır yük kaldırma, dönme, burkulma veya öne-yana eğilme gibi durumlarda omurgayı zorlayan kuvvetler özellikle belin alt bölgesinde yoğunlaşır. Günlük yaşamda yük kaldırma, eğilme vb. aktivitelerden dolayı bel bölgesi siz farkında olmadan pek çok kez travmaya maruz kalır. Omurganın en çok hasarlanan bölümü olması nedeniyle toplumda bel ağrısına sık rastlanmaktadır.

Bel Ağrısının Seyri Nasıldır?

Bel ağrısı çoğunlukla 3 aydan daha kısa sürer. Genellikle bel ağrılarının % 60’ı 1 haftada, % 90’ı 6 haftada ve %95’i 12 haftada sona erer. Bel ağrısının %98’den fazlası 1 yıl içinde tamamen geçer.

Beli bir kez incittikten sonra diğer zedeleme olasılığı artar. Bel ağrısından kurtulan kişilerin birçoğunda bir yıl içinde yeniden bel ağrısı gelişir. Birçok insanda ise hayatlarının bir bölümünde tekrar ağrı gelişir.

Uzun süren (kronik) ağrı, yorgunluk, huzursuzluk ve aktivite kısıtlılığı yapmasının dışında bir takım diğer problemleri de beraberinde getirebilir. Eğer bel ağrısı vücudu daha farklı şekilde kullanmaya yol açıyorsa (topallama, farklı şekilde oturma vb.), vücudun diğer bölümlerinde de ağrı oluşabilir. Uygun tedavi edilmemesi durumunda kısır döngü oluşur ve kronik ağrı sendromu kişide özürlülüğe neden olabilir.

Bel ağrısı açısından risk altında mıyım?

• İnşaat işi veya ağır yük kaldırma, defalarca eğilme ve bükülme vb. aktiviteleri gerektiren ya da tüm vücutta titreşime neden olan bir işte çalışıyorsanız (örneğin kamyon şoförlüğü yapmak veya asfalt parçalayıcı aletler kullanmak)
• Kötü postürünüz (bedenin genel duruşu) varsa,
• Hamileyseniz,
• 30 yaşın üstündeyseniz,
• Sigara içiyor, egzersiz yapmıyor veya aşırı kiloluysanız,
• Artrit (eklem iltihabı) ya da osteoporozunuz (kemik erimesi) varsa,
• Stresli ya da depresif yapıdaysanız bel ağrısı açısından risk altındasınız.

Bel ağrısı için hangi durumlarda mutlaka doktora gitmem gerekir? Bel ağrım ciddi mi?
Bel ağrısının çoğu bazı basit, kendi kendine bakım yöntemleriyle birkaç haftada sona erer. Eğer ağrınız çok şiddetliyse ya da birkaç haftadan uzun sürerse veya aşağıdakilerden herhangi birisi varsa, derhal doktorunuzla temasa geçiniz.
• Bel ağrısı ciddi travma ya da düşme sonrası başlamışsa
• Bacağınızda veya ayağınızda güçlüksüz/kuvvetsizlik varsa
• İdrar veya gaita kaçırma veya idrar yaparken zorlanma oluyorsa
• İsteğiniz dışında kilo kaybediyorsanız
• Bel ağrısı ile birlikte sebebi açıklanamayan ateş, gece terlemesi, halsizlik gibi başka belirtiler varsa
• Ağrı ve uyuşukluk, bir ya da iki bacak boyunca yayılıyorsa
• Anüs veya genital bölgede hissizlik veya uyuşma varsa
• Ağrınız öksürmekle veya hapşırmakla kötüleşiyorsa
• Ağrınız uykudan uyandırıyorsa
• Ağrınız özellikle gece artıyorsa
• Yatmakla bel ağrısı kötüleşiyorsa
• Belde ya da omurgada kızarıklık ve şişlik varsa
• İdrar yaparken yanma veya idrarda kan varsa
• Çok keskin, batıcı karakterde ağrı varsa
• Ağrınız gittikçe kötüleşiyor, vücut duruş pozisyonunuzu değiştirmenize rağmen ağrıda bir azalma olmuyorsa
• Başka bir organda kanser varsa
• Kortizonlu ilaç ya da damar yolundan ilaç kullanıyorsanız
• Daha önce bel ağrınız olmamışsa
• Daha önceki bel ağrınızdan tamamen farklı bir bel ağrınız olmuşsa
• Bel ağrınız 4 haftadan uzun sürmüşse

Hareketsizlik ve egzersiz yapmamak bel ağrısına neden olur mu?
Bel, boyun, kollar ve bacaklarda ağrı, tutukluk ve katılık-sertlik sıklıkla kaslardaki birtakım değişiklikler sonucu ortaya çıkar. Bel ve boyun problemlerinin %80’den fazlasının nedeni yıllardır süregelen, alışılmış duruş bozukluklarına bağlı gelişen kas sertliğidir. Yapılan çalışmalar bu durumun engellenebileceğini göstermiştir. Duruş bozukluğunun ve hareketsiz, egzersizden yoksun hayat biçiminin bel ağrısı riskini yıllar içinde artırdığı gösterilmiştir.

Egzersiz bel ağrısını nasıl engeller?
Egzersiz ile:

• Kötü duruş düzeltilebilir,
• Bel kasları güçlendirilebilir ve esneklik sağlanabilir,
• Kilo verilebilir,
• Düşmeler engellenebilir.

Hangi egzersizler bel ağrısını önlemede etkilidir?
Bel ve karına yönelik egzersizler önemlidir. Bel ve karın adalelerini güçlendirici ve bel adalelerini gerici egzersizler yapılmalıdır. Bel ağrısı için yüzme en iyi aerobik egzersizdir. Pratik olarak aşağıdaki kolay egzersizler bel ağrınız için yararlıdır:

1. Pelvik tilt hareketi:

Yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi normalde belde lordoz denen bir çukurluk bulunur. Bel için en iyi egzersizlerden birisi bu çukurluğu yere bastırma hareketidir. Karın kaslarınızı kasarak belinizdeki çukurluğu şekilde görüldüğü gibi yere bastırınız, çukurluğu düzleştiriniz. Beş saniye bu şekilde durunuz. Bu harekete günde 2-3 kez tekrarla başlayıp yavaş yavaş 10 tekrara kadar çıkınız. Egzersizler için Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon hekimine danışınız.

2. Diz göğse hareketi:

Her iki bacak düz şekilde sırt üstü yatınız. Bir bacağınızı yukarıdaki şekildeki gibi dizden kavrayarak göğsünüze doğru çekiniz ve bu pozisyonda 5 saniye bekleyiniz. Bu sırada belinizin çukurunu yere bastırınız. Daha sonrada diğer bacakla aynı hareketi tekrar ediniz. Sonra her iki dizinizi kavrayarak iki bacağınızı birden göğsünüze doğru çekiniz. Her harekette bacaklar göğsünüze çekili iken 5 saniye bekleyiniz. Bu hareketlere günde 2-3 kez tekrarla başlayıp yavaş yavaş 10 tekrara kadar çıkınız. Egzersizler için Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon hekimine danışınız.

Bel ağrısından korunmak için başka nelere dikkat etmem gerekir?
Bel ağrısını engellemek için öncelikle vücut mekaniğine uygun, doğru bir şekilde ağırlık kaldırma ve öne eğilmeyi bilmek gereklidir. Bunun için aşağıdaki önerilere uyunuz:
• Ağır nesneleri kaldırırken sırtınızı dik ve yükü vücudunuza yakın tutunuz.
• Yükü kaldırırken belinizi/sırtınızı öne, sağa veya sola bükmeyiniz.
• Yük ile ayağa kalktığınızda öne doğru eğilmeyiniz.
• Yerden herhangi hafif bir eşyayı bile mutlaka dizlerinizden çömelerek ve bacaklarınızdan güç alarak kaldırınız.
• Nesneleri kaldırırken ve indirirken karın kaslarınızı sıkılaştırınız (kasınız).
• Ağır yük taşırken geniş destek yüzeyi sağlamak için bacaklarınızı birbirinden ayırınız.
• Şayet yük ağır veya hantal ise birinin yardımı olmadan kaldırmayınız.
• Ayakta uzun süre durmaktan kaçınınız. Eğer işiniz için ayakta durmak zorundaysanız bir ayağınızın altına küçük bir basamak koymalısınız. Sıklıkla ayak değiştiriniz.
• Yüksek topuklu ayakkabı giymeyiniz. Yürürken yastıkçıklı tabanlık kullanınız.
• Oturarak çalışıyorsanız -bilgisayar kullanırken vb.- kullanılan sandalyenin yüksek, sert ve ayarlanabilir bir arkalığı olmasına özen gösteriniz. Sandalyenin arkalığı, beli ve sırtı desteklemelidir. Dik pozisyonda oturmalı, sırt arkaya tam olarak yaslanmalıdır. Ayrıca sandalye etrafında dönebilmeli ve kol desteği olmalıdır.
• Otururken ayaklarınızın altına küçük bir basamak yerleştirerek dizlerinizin kalçalardan yüksekte olmasına dikkat ediniz.
• Otururken veya araba sürerken küçük bir yastık veya yuvarlanmış havlu ile belinizi destekleyiniz.
• Araba kullanırken pedallara kolaylıkla ulaşabileceğiniz şekilde koltuğunuzun yüksekliğini ayarlamalısınız. Eğilmeyi engellemek amacıyla koltuğunuzu olabildiğince öne doğru getiriniz ve direksiyona yakın oturunuz. Eller direksiyon üzerinde 2’ye 10 kala pozisyonda ve dirsekler hafif bükülü durumda tutulmalıdır. Koltuğun açısı beli destekleyecek şekilde olmalıdır. Uzun süreli araç kullanırken, 2 saatte bir mola vermeli, kısa bir yürüyüş ve germe egzersizleri yapmalısınız. Sürüşten hemen sonra ağır nesneler kaldırmayınız.
• Son zamanlarda yapılan çalışmalar, orta sertlikte zeminde uyumanın sert zeminde uyumaktan daha iyi olduğunu göstermektedir.
• Sigarayı bırakınız.
• Kilo veriniz.
• Gevşemeyi öğreniniz; yoga ya da masaj gibi yöntemleri deneyiniz.

Bel fıtığının tedavisi nasıldır ?

Kısa süreli yatak istirahati, hastanın en rahat ettiği pozisyonda ve iyi bir yatakta olmalıdır. Yatak sert ve düzgün olmalı vücut ağırlığı ile çökmemelidir. Sırtüstü uzanıp bacakların altına yastık koymak en iyi dinlenme şeklidir. Ayrıca baldır bir koltuk üzerine konur ve sırt üstü yatarak dinlenmek mümkündür.

Ağrı kesici, kas gevşetici, ilaçlar faydalıdır. Kronikleşmiş hastalarda antidepresan ilaç kullanılmalıdır. Ani başlayan bel ve bacak ağrısında en iyi tedavi epidural yoldan yapılacak lokal anestezik ve steroid karışımı ilaçların verilmesidir. Bu tedavi ilk iki hafta içindeki hastalarda çok etkilidir. Fonksiyonel skolyoz (omurganın yana eğriliği) varsa korseleme gerekebilir. Korse kullanımı uzun süreli olmamalıdır.

Yüzeysel ve derin ısıtıcılar, düşük frekanslı akımlar ve traksiyonla uygulanan fizik tedavi ve rehabilitasyon hastaların büyük çoğunluğunda şikayetlerin geçmesine yardımcı olur.

Bütün hastalara bel koruma prensipleri ve hastalığın aşamasına göre egzersizler gösterilmelidir. Birkaç kür yapılan tıbbi ve fizik tedaviye rağmen geçmeyen ağrılar, kuvvet kaybı ilerleyici olanlar, görüntüleme yöntemleri ile çok büyük fıtığı olanlar cerrahi olarak tedavi edilmelidir. Hastaların büyük çoğunluğunda 4-6 hafta içinde iyileşme sağlanır. Yapılan bütün tedavilere rağmen kronik ağrılı hasta oranı oldukça yüksektir.

Bel ağrısı için tedavi seçenekleri nelerdir?

Omurganın bazı özel hastalıkları cerrahi girişim gerektirmesine rağmen birçok bel ağrısı kısa süreli istirahat, çeşitli ilaçlar, egzersizler, fizik tedavi uygulamaları ve koruyucu önlemlerle tedavi edilebilir. Bel ağrınızın size uygun tedavisi için Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon hekiminin önerilerine uyunuz. Bel ağrınızın nedeni konusunda bilgi edininiz. Doktorunuz sizin için en uygun tedavi yöntemini belirleyecektir.

Akut bel ağrısında yapmam ve yapmamam gereken şeyler nelerdir?
• Ağrılı bölgeye buz uygulaması yapabilirsiniz. Bu işlemi günde 2-3 kez uygulayabilirsiniz.
• Oturmakla ağrılarınız artıyorsa oturmayınız. Eğer oturmak zorundaysanız 30 dakikayı aşmayacak şekilde kısa süreli oturmaya özen gösteriniz.
• Eğer bel korseniz varsa (hekim tarafından önerilmişse) korseyi ayağa kalkınca hareket halinde ve hatta önerilmişse uyurken kullanmalısınız.
• Üst ve alt vücut parçasının ağırlıkla çalıştırılması ya da aerobik hareketlerden oluşan egzersizler akut dönemde önerilmemektedir. Bu dönemde yapılan aktif hareketlerin doğal iyileşmeyi geciktirdiği, şikayetlerin süresinin uzamasına neden olduğu bildirilmektedir.
• Hiçbir şeklide ağırlık kaldırmayınız.
• Kanepe, sedir gibi yumuşak zeminde yatmayınız. Kullandığınız yatak ne omurgayı zorlayacak kadar sert, ne de içe çökecek kadar yumuşak olmalıdır.
• Kabız olmamaya dikkat ediniz. Bunun için hafif ve yumuşak yiyecekler yiyiniz.
• Tuvalette ıkınmayınız, bu ağrınızı şiddetlendirebilir.
• Öksürürken, hapşırırken karın içi basıncınızı fazla artırmamaya özen gösteriniz.
• Ağrınız geçene kadar cinsel ilişkiden kaçınınız.

Buz kullanmak için en uygun zaman nedir?
Buz uygulmasını, yaralanmadan hemen sonra veya ağrınızın en şiddetli olduğu dönemde yapmanız uygundur. Pek çok ağrı vücudun derin dokularında olan enflamasyona (iltihabi olaylar, yangıya) bağlı gelişir. Yangıyı azaltmak amacıyla soğuk uygulama yapılmalıdır. Akut dönemde (olaydan hemen sonraki dönem) ısı uygulaması zararlıdır. Sıcak aldatıcıdır çünkü uygulandığında şikâyetleri kısmen rahatlatır, ancak aslında yangıyı uzatarak durumun kötüleşmesine yol açabilir.

Buzu nasıl uygulamalıyım?
En iyi metot dondurulduktan sonra yumuşak kalan tekrar kullanılabilir hazır buz paketlerinin (icepack) kullanılmasıdır. Bu paketler ucuzdurlar ve uzun süre kullanılabilirler. Ayrıca etrafı da ıslatmaz. Eğer bu paketler yoksa buz parçalarını uygun bir poşete koyduktan sonra poşeti havluya sararak uygulama yapabilirsiniz.
Buz paketlerini 10–15 dakikadan fazla koymamak gerekmektedir. Sonra 30 dakika kadar uygulamaya ara verilmelidir. 10–15 dakikalık periyotlar boyunca tekrar uygulama yapılabilir.
Yukarıdaki kurallara uyulduğu sürece gün boyunca buz konulabilir. Fakat pratik olarak günde 5 veya 6 uygulama yeterli olacaktır.

Kaç gün boyunca buz kullanabilirim?
Ağrı olduğu her zaman buz kullanılabilir. Eğer ağrı 5 günden fazla devam ederse Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon hekimine başvurunuz.

Bel ağrım için ne kadar süre ile istirahat etmeliyim?
Son 10–20
yıl boyunca yapılmış bilimsel çalışmalar uzun süreli istirahatın bel ağrısı için uygun tedavi olmadığını defalarca doğrulamıştır. Tam tersine istirahat aşırı ağrıya, yıllar boyunca daha sık ağrılı dönemlere, işgücü kaybına ve artmış sakatlığa yol açar. Günümüzdeki öneri, eğer ağrı aşırı bir zorlama yapmıyorsa istirahat edilmemesi yönündedir. Eğer hasta yatmak zorundaysa en fazla önerilen yatak istirahatı 2-3 gündür.

Ağrı sonrası işimde çalışmaya devam edersem bir zarar görür müyüm?
Genelde zarar vermezsiniz fakat birkaç konuda dikkatli olunmalıdır. Yaralanma oluştuktan hemen sonra doku hasarı ve yangı görülmesi olağandır. Bu periyot boyunca hasarın iyileşmesine izin vermek amacıyla aktivitelerin sıklığı ve yoğunluğu azaltılmalıdır. Bununla beraber uzun süreli yatak istirahatının zararlı etkilerinin olabileceğini gösteren bilimsel çalışmalar vardır. Aktivitelerde yavaş yavaş mümkün olan en kısa zamanda normal düzeyine çıkılmalıdır. Uzun sürelerle aktivitelerden kaçınmak ve devamlı istirahat etmek hasar verici olabilir. Bununla beraber tam tersine aşırı şekilde aktivitelerle zorlanmak da zararlı olabilir.

Cerrahi girişime gereksinimim var mı?
Bel ve bacak ağrısı
olan hastaların birçoğunun cerrahi girişime ihtiyacı yoktur. Çünkü ameliyat bu grup hastalıkların yalnızca ufak bir kısmında gereklidir. Diskektomi (bel fıtığı cerrahisi) bel ağrısı için değil, şiddetli ve devamlı bacak ağrısı için uygulanan bir cerrahidir. Dekompresyon (basıncı azaltma) cerrahisi yürümekle bacak ağrısı olan yaşlı (60 yaşından büyük) hastalarda uygulanır. Füzyon (birleştirme, kaynaştırma) bel ağrısını tedavi etmekte kullanılır ve dikkatli değerlendirme ve açıklama gerektirir. Ağrı şiddetli olsa da bel ağrısı olan birçok insana ameliyat gerekmez.