Etiketlenenler ‘Bel Fıtığı Nedenleri’
Çift Lazer Uygulamaları
hilt1

REEM Nöropsikiyatri Klinikleri olarak bel ve boyun fıtığı tedavisinde MLS Lazer ve HILT Lazer uygulamalarını birlikte uygulamaya başlamış bulunmaktayız. Bu durum bel ve boyun fıtığı tablolarının daha yüksek bir oranda iyileşmesine neden olmaktadır. Düzelme oranı çift lazer uygulamaları ile neredeyse ameliyatlara eş değer düzeye gelmiştir. Kaldı ki gelişmiş ülkelerde %4 ü geçmeyen bel ve boyun fıtığı ameliyatları ülkemizde %60-70 civarlarına çıkmış ve ilk seçenek haline gelmiştir. Özetle MLS ya da HILT lazerle iyileşebilecek bir çok kişi malesef gereksiz yere operasyonu tercih etmektedir ya da ameliyata yönlendirilmektedir.

MLS (Multipl Lift Sistem) ve HILT (High Intensity Laser Therapy) Lazer teknolojileri, lazer uygulamalarında gelinen en son noktadır. Tedavi literatüründe son 10 yıldır yerini almıştır. HILT lazer ise daha yeni bir teknolojidir. Son 2 yıldan beri ülkemizde de başda REEM Nöropsikiyatri olmak üzere modern tedavi uygulamalarını takip edip anında hizmete sunan belirli bir kaç merkezde uygulamaya girmiştir.

MLS Lazer, lazer ışınlarının, ödem çözücü, enflamasyon giderici ve doku onarıcı bir tarzda geliştirilmesi ile tedavi alanına girmiştir. Daha önce endoskopik lazer uygulamaları, daha kolay ve yan etkisiz olan ve hastaya ağrı sızı vermeyen perkutan (cilt üzerinden) uygulamalara dönüşmüştür. Lazer ışınlarının dokulara zarar vermesi onları tahrip etmesi söz konusu değildir. MLS ve HILT teknolojisinde lazer ışınları, dokulara zarar vermeyecek şekilde programlanmış ve geliştirilmiştir.

MLS Lazer tedavisinde, uygulama yapılan bölgede derinliğine bir etki ile ödem çözülüp, enflamasyon ortadan kalkarak dokuların eski anatomik yapısına dönmesi hedeflenir. Bu nedenle bel ve boyun fıtığında nüklsere imkan vermeden düzelme sağlar. Halbuki ameliyatlarda omurlar arasından disk parçaları çıkarıldığı için omurganın dengesi ve anatomik yapısı bozulmakta, bir süre iyileşme sağlayabilmesine rağmen, nüksler yani tekrarlamalar sık görülmektedir.

HILT Terapi de ödem ve enflamasyon üzerine de çok etkilidir. Fibromyaljilerde yüksek başarı grafiğine sahiptir. Kronik dejeneratif eklem, kas ve kıkırdak patolojilerinde üstünlüğü tartışılmazdır. Kireçleme (osteoartroz) vakalarında çok etkili olduğu yine bilimsel yayınlarla gösterilmiştir. Karpal tünel sendromu (bilekte sinir sıkışması) gibi tuzak nöropatilerinde ameliyata eşdeğer sonuçlar verir. HILT terapi özellikle derin doku patolojilerinde çok etkildir. Bu nedenle spor yaralanmaları için ideal bir tedavidir. Bursitis, synovitis, kapsulitis, epikondilit, tendinit ve tenosynovitte çok başarılıdır. Bilimsel yayınlar en az %93 başarı oranı olduğunu göstermektedir ki, bu kadar yüksek başarı grafiği başka hiç bir tedavide mümkün değildir.

Ardışık seanslar halide uygulanan Hilt Terapi, simultane bir şekilde Lazerin fotokimyasal, fototermal ve fotomekanik etkilerini kullanarak bel ve boyun fıtıklarında çok önemli düzelmeler sağlamaktadır. Ayrıca kıkırdak ve bağ dokusu üzerine de onarıcı ve iltihap giderici özellikleri nedeniyle komple bir tedavi imkanı sunmaktadır.
Netice de MLS + HILT şeklinde çift lazer uygulamaları, daha etkin bir tedavi pozisyonu sağlamakta başarı ve iyileşme oranını çok daha yükseklere çıkarmaktadır. Ağrılar daha 3. ya da 4. Seansta geçebilmektedir. Gelinen bu noktada MLS ve HILT çiftli lazer uygulamaları, ameliyatlara ciddi düzeyde alternatif oluşturmaktadır. Şurası unutulmamalı ki, operasyonlar ancak acil cerrahi girişim gerektiren vakalarda (toplam bel ve fıtığı vakalarının %4’ü) uygulanmalı, diğerlerinde önce MLS ve HILT lazer tedavisi seçenekleri düşünülmelidir.

 
Bel Fıtığı

BEL FITIĞI HAKKINDA

Bel fıtığı, belde hissedilen ve belden ya da kalçadan başlayıp ayaklara kadar yayılan şiddetli ağrılar ile karekterizedir. Ağrılar bazen dayanılmaz düzeyde olabilir. Kişinin hareketlerini çok kısıtlayabilir. Öksürme ve hapşırma gibi eylemler ağrılarda artmaya neden olabilir. Özellikle her şeyin mekanikleştiği, kasların artık eskisi kadar kullanılmadığı günümüzde bel ve boyun fıtıkları giderek artış göstermektedir. Modern hayatın yaşam kolaylıkları kaslarımızı olabildiğince az kullanmamıza neden olarak adeta bel ve boyun fıtıklarına davetiye çıkarmaktadır. Omurlar arasında ortasında jelimsi kauçuk kıvamında bir maddenin bulunduğu yuvarlak kıkırdakımsı çekirdekler vardır. Bu kıkırdak çekirdekler herhangi bir nedenle aşındığında ortasında bulunan kauçuk jelatimsi doku kendine yol bularak dışa doğru hareketlenir. Böylece sinir kökleri dışa doğru taşan bu oluşum tarafından sıkıştırılır. Netice de fıtıklanma oluşur.

Bel Fıtığı Nedir

Beş omur ve omurlar arası diskler ile birlikte sakrum (sağrı kemiği) üzerinde yerleşen bel bölgesi, omurganın boyundan sonraki en hareketli bölgesidir. Beldeki hareketin büyük çoğunluğunu 4. ve 5. bel omurları ile 5. bel omuru ile sakrum kemiği arasındaki eklemler oluşturur. Omurlar arasındaki diskler içi jelatinimsi kıvamlı bir sıvı dış kısmı ise fibrotik bantlardan oluşan liflerden oluşur. Tekrarlayan hareketler, aşırı zorlanmalar, duruş bozuklukları, ve uygun olmayan pozisyonlarda yapılan fiziksel aktiviteler dış kısımdaki anulus fibrozis adı verilen kuşakta yırtılmalara yol açar, yırtılma anulusun iç liflerinden başlayarak dışarıya doğru uzanır. Bunun sonucunda jelatinöz sıvı madde dışarıya doğru fıtıklaşır ve o bölgedeki bağları zorlar etraftaki dokulara baskı yapar. Hastalık daha da ilerleyince bacağa giden siyatik sinirini sıkıştırır, daha çok genç ve orta yaşlarda görülür. İleri yaşlarda ise bel kireçlenmesi ile birlikte görülür.

Belirtileri nelerdir?

Bel fıtığının en önemli belirtisi bel ve bacak ağrısıdır. Başlangıçta belde yerleşik olan ağrı daha sonra bacağa yayılır. Genellikle tek taraflıdır. Taraf değiştirebilir veya iki taraflı olabilir. Belden ya da kalçadan başlayan ağrılar ayağa kadar iner (siyatalji). Bazen hastalar belde ağrı olmadan yalnızca bacak ağrısı ile gelir. Bazen de sadece kalçada hissedilir. Hatta sadece ayak bölgesindeki ağrılar ile de kendini gösterebilir. Ani bir zorlanma yada ters hareket yoksa ağrı daha önce birkaç defa tekrarlamıştır, tedaviyle yada tedavisiz düzelmiştir. Hastada ayrıca bacakta uyuşma, bel hareketlerinde kısıtlanma görülür. Öksürme, hapşırma, uzun süreli oturma, otomobil kullanma, öne doğru eğilme, ağrıyı arttırır. Skolyoz adı verilen belin bir tarafa doğru eğilmesi sık rastlanan bir bulgudur.

Ağrı hafif, orta veya şiddetli olabilir. İleri vakalarda bacak kaslarında erime, incelme, bacakta üşüme olabilir. Çok nadiren bacaklarda özellikle iç taraflarda (iki taraf) his kusuru ve idrar yapamama veya idrar kaçırma görülür. Bu durumda hasta acilen ameliyata sevk edilmelidir.

Teşhis nasıl konur?

Çoğu vakada hastanın görünümü, hastanın ifadesi, basit bir muayene kesin teşhis koydurur. Ancak hastalığın şeklini belirlemek ve diğer hastalıklardan ayırt etmek için laboratuvar tetkikleri, düz röntgen, tomografi, MRI gerekebilir.  Ancak artık günümüzde bel fıtığından şüphelendiğimiz vakalarda muayene ve sonrasında lomber MRI kesin tanı için yeterli olmaktadır. Kesin tanıda düz röntgen ve tomografi artık bırakılmış gibidir. MRI çekilmesi sakıncalı olan kişilere tomografi tercih edilebilmektedir. Önceki yıllarda kullanılan ve agresif bir yöntem olan miyelografi (spinal kanala ilaç enjekte edilerek röntgen çekme) artık kullanılan bir yöntem değildir.

Bel fıtığından korunmak mümkün müdür ?

İyi bir kas yapısı, kaslar arasında denge duruş eğitimi ve riskli hareketlerden kaçınma bel fıtığından korunmada kısmen yardımcıdır. Esas önemli olan bir kez bel ağrısı olan kişide bunun tekrarlarının önlenmesidir.

Bel fıtığının tedavisi nasıldır ?

Kesin yatak istirahati, hastanın en rahat ettiği pozisyonda ve iyi bir yatakta olmalıdır. Ancak sırt üstü yatamayan kişiler en çok nasıl rahat ediyorsa o pozisyonda yatmalıdır. Yatak sert ve düzgün olmalı vücut ağırlığı ile çökmemelidir. Sırtüstü uzanıp bacakların altına yastık koymak en iyi dinlenme şeklidir. Ayrıca baldır bir koltuk üzerine konur ve sırt üstü yatarak dinlenmek mümkündür. Dolayısıyla tedavide en az 10 gün kesin yatak istirahati şarttır.

Ağrı kesici, kas gevşetici, ilaçlar faydalıdır. Kronikleşmiş hastalarda antidepresan ilaç kullanılmalıdır. Fonksiyonel skolyoz (omurganın yana eğriliği) varsa korseleme gerekebilir. Tedavide uygun bir korse seçimi de önemlidir.  Korseler bilindiği gibi çelik balenli olanlar ve lastik tarzı olanlar diye iki çeşittir. Çelik balenli olanlar, hareketi çok kısıtladığından, kullanışlı olmadığıdan ve uzun süreli kullanımda bel kaslarında zayıflamaya neden oldduklarından pek tercih edilmezler. Lastik korseler de bel stabilizasyonunu yeterli ölçüde sağlayamadıklarından uygun değildirler. Biz REEM Nöropsikiyatri Kliniği olarak hem kişinin hareketini kısıtlamayan hem de beli stabilize eden yarı çelik modern korseler tercih etmekteyiz.

Yüzeysel ve derin ısıtıcılar, düşük frekanslı akımlar ve traksiyonla uygulanan fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları da tedaviye yardımcıdır.

Egzersizler, bel fıtığının ilk ve orta dönemlerinde önerdiğimiz uygulamalar değildir. Egzersizler için acele edilmemeli. Ağrılar düzeldikten ve klinik tablo yerine oturduktan sonra kronik dönemde yapılmalıdır. Zira ilk dönemlerde kesin istirahatin yerini hiç bir şey tutmaz. Daha sonraki dönemde yapılan egzersizler bel kaslarının kuvvetlenmesi ve bel eklemine düşen yükün azalması açısından yararlıdırlar. Egzersiz programları ile beraber yüzme de önerilen bir durumdur.

Kliniğimizde uyguladığımız lazer tedavileri ile hastaların çok büyük bir bölümü 4-6 haftada iyileşirler. Bazı hastalara lazer uygulamalarına ek olarak ilaç tedavisi de yapılabilmektedir.

Bel fıtığı tedavisinde Laser yöntemleri;

İki şekilde yapılır

1-    Endoskopik yöntem

2-    Perkütan yöntem

endoskopik yöntem bir cerrahi  girişimdir. Sinir basısına neden olan fıtıklanmanın laserle yakılması esasına dayanır (laser diskektomi). Ama bu yöntem de ulaşım alanı dardır ve sadece bir tek sinir kökü basıdan kurtarılabilir. Halbuki, perkutan yöntem de vucuda herhangi bir iğne vs sokulmaz. Etki alanı geniştir. Sadece bir sinir kökü değil en az 3-4 sinir köküne birden maruz kalınan baskı ve ödemden kurtarma uygulaması vardır. Birden çok seanslar halinde uygulanır. Sadece bir defa uygulanabilecek bir yöntem olmadığı ve seanslar halinde uygulandığı için tedavide başarı şansı yüksektir. Endoskopik yöntem ise anestezi altında yapılan pahalı bir yöntem olduğu için bir defa dan fazla yapılma imkanı pek yoktur. Endoskopik yöntem de sinir yapışıklığı ve endoskopi esnasında çevredeki damarsal yapılara zarar verilebilme ihtimali her zaman söz konusudur. Bizim uyguladığımız perkutan yöntem de ise hem daha geniş bir bölgenin tedavisi yapılabilir hem de acısız, sızısız bir uygulamadır.

MLS Laser tedavisiyle bel fıtığı tedavisinin ameliyatlara da üstünlüğü düşünülebilir. Çünkü bel fıtığı ameliyatı olan bir kişinin kendine gelerek tamamen eski normal düzene girebilmesi neredeyse 6 ayı bulmaktadır. Ayrıca ameliyat ve anestezi komplikasyonları mevcuttur. Kişi netice de bedensel bir yara almakta özellikle omurlar üzerinde uzunca bir bölge de operasyon izi ya da skatrisi ile hayat boyu yaşamaya mahkum olmaktadır. Bir çok hastada ameliyat bölgesinin hassasiyetinden ötürü nüks yani tekrarlamalar olmakta, aynı kişi aynı bel fıtığından 3-5 defa ameliyat olabilmektedir. Her bir ameliyat ayrı bir travma olduğundan üst üste ameliyat olanlar giderek normal yaşam aktivitelerini kaybetmekte ve malul duruma gelmektedirler. Halbuki günümüzde neredeyse her bel fıtığında akla ilk gelen ameliyat olmaktadır. Buna mukabil ameliyatlar ancak acil durumlarda ani düşük ayak geliştiğinde ya da sfinkter fonksiyon kayıplarında ilk seçenek olmalıdır. Maalesef günümüzde bel fıtığı ameliyatlarının çok büyük bir oranı gereksiz yere yapılmaktadır. MLS Laser terapisi ile uygulama yapılan bölgede ; ağrı, enflamasyon ve ödem ortadan kalkar. Enflamasyon, tüm doku derinliğiyle yok edilerek tablonun düzelmesi ve güçlü analgezik etki ile ağrının ortadan kalkması sağlanır. Derin yapılardaki kas lezyonları, lif zedelenmeleri, kıkırdak dokusu ve bağ dokusu harabiyetleri MLS Laser terapi ile onarılır. Dolayısıyla MLS Laser terapi, ameliyatsız ve anestezisiz bir yöntem olduğundan bel ve boyun fıtığında çığır açacak bir tedavi unsuru durumuna gelmiştir.

Çift lazer uygulamaları

REEM Nöropsikiyatri kliniğimizde bel fıtığı hastalarına yeni bir uygulama olarak çift lazer tedavileri yapmaktayız. Hastalara hem MLS Lazer hem de HİLT Lazer tedavilerini uygulayarak daha etkin ve başarılı sonuçlar almaktayız. Hiç kuşkusuz uyguladığımız bu yeni teknikle başarı oranı daha da yükselmekte, hastaları ameliyata gerek kalmadan iyileşmelerine büyük katkılar sağlamaktadır.

Bel fıtığında ameliyat

Bel fıtığında ameliyat durumu en son düşünülen çözüm olmalıdır. Bilimsel araştırmalara göre bel fıtığı vakalarının ancak %3 ü ameliyatla tedavi edilmektedir. Geri kalan %97 si, ameliyatsız tedavi edilir. Ne yazıkki ülkemizde bel fıtığı denince akla hemen ameliyat gelmektedir. Bu nedenle bel fıtığı nedeniyle ameliyat edilen kişilerin pek çoğunun operasyona gerek kalmadan lazer gibi yan etkisi olmayan modern tedavilerle düzelebileceği kanaatindeyiz.

Ancak bel fıtığı ile beraber idrar kaçırma varsa, düşük ayak gibi ani gelişen motor bir kayıp varsa ya da omuriliğe ciddi bası oluşturan bir tablo söz konusu ise beklenmeden ameliyat düşünülmelidir. Bunlarda zaten %3 lük gruba girmektedirler.

 
Bel Fıtığı

BEL FITIĞI HAKKINDA

Bel fıtığı, belde hissedilen ve belden ya da kalçadan başlayıp ayaklara kadar yayılan şiddetli ağrılar ile karekterizedir. Ağrılar bazen dayanılmaz düzeyde olabilir. Kişinin hareketlerini çok kısıtlayabilir. Öksürme ve hapşırma gibi eylemler ağrılarda artmaya neden olabilir. Özellikle her şeyin mekanikleştiği, kasların artık eskisi kadar kullanılmadığı günümüzde bel ve boyun fıtıkları giderek artış göstermektedir. Modern hayatın yaşam kolaylıkları kaslarımızı olabildiğince az kullanmamıza neden olarak adeta bel ve boyun fıtıklarına davetiye çıkarmaktadır. Omurlar arasında ortasında jelimsi kauçuk kıvamında bir maddenin bulunduğu yuvarlak kıkırdakımsı çekirdekler vardır. Bu kıkırdak çekirdekler herhangi bir nedenle aşındığında ortasında bulunan kauçuk jelatimsi doku kendine yol bularak dışa doğru hareketlenir. Böylece sinir kökleri dışa doğru taşan bu oluşum tarafından sıkıştırılır. Netice de fıtıklanma oluşur.

Bel Fıtığı Nedir

Beş omur ve omurlar arası diskler ile birlikte sakrum (sağrı kemiği) üzerinde yerleşen bel bölgesi, omurganın boyundan sonraki en hareketli bölgesidir. Beldeki hareketin büyük çoğunluğunu 4. ve 5. bel omurları ile 5. bel omuru ile sakrum kemiği arasındaki eklemler oluşturur. Omurlar arasındaki diskler içi jelatinimsi kıvamlı bir sıvı dış kısmı ise fibrotik bantlardan oluşan liflerden oluşur. Tekrarlayan hareketler, aşırı zorlanmalar, duruş bozuklukları, ve uygun olmayan pozisyonlarda yapılan fiziksel aktiviteler dış kısımdaki anulus fibrozis adı verilen kuşakta yırtılmalara yol açar, yırtılma anulusun iç liflerinden başlayarak dışarıya doğru uzanır. Bunun sonucunda jelatinöz sıvı madde dışarıya doğru fıtıklaşır ve o bölgedeki bağları zorlar etraftaki dokulara baskı yapar. Hastalık daha da ilerleyince bacağa giden siyatik sinirini sıkıştırır, daha çok genç ve orta yaşlarda görülür. İleri yaşlarda ise bel kireçlenmesi ile birlikte görülür.

Belirtileri nelerdir?

Bel fıtığının en önemli belirtisi bel ve bacak ağrısıdır. Başlangıçta belde yerleşik olan ağrı daha sonra bacağa yayılır. Genellikle tek taraflıdır. Taraf değiştirebilir veya iki taraflı olabilir. Belden ya da kalçadan başlayan ağrılar ayağa kadar iner (siyatalji). Bazen hastalar belde ağrı olmadan yalnızca bacak ağrısı ile gelir. Bazen de sadece kalçada hissedilir. Hatta sadece ayak bölgesindeki ağrılar ile de kendini gösterebilir. Ani bir zorlanma yada ters hareket yoksa ağrı daha önce birkaç defa tekrarlamıştır, tedaviyle yada tedavisiz düzelmiştir. Hastada ayrıca bacakta uyuşma, bel hareketlerinde kısıtlanma görülür. Öksürme, hapşırma, uzun süreli oturma, otomobil kullanma, öne doğru eğilme, ağrıyı arttırır. Skolyoz adı verilen belin bir tarafa doğru eğilmesi sık rastlanan bir bulgudur.

Ağrı hafif, orta veya şiddetli olabilir. İleri vakalarda bacak kaslarında erime, incelme, bacakta üşüme olabilir. Çok nadiren bacaklarda özellikle iç taraflarda (iki taraf) his kusuru ve idrar yapamama veya idrar kaçırma görülür. Bu durumda hasta acilen ameliyata sevk edilmelidir.

Teşhis nasıl konur?

Çoğu vakada hastanın görünümü, hastanın ifadesi, basit bir muayene kesin teşhis koydurur. Ancak hastalığın şeklini belirlemek ve diğer hastalıklardan ayırt etmek için laboratuvar tetkikleri, düz röntgen, tomografi, MRI gerekebilir.  Ancak artık günümüzde bel fıtığından şüphelendiğimiz vakalarda muayene ve sonrasında lomber MRI kesin tanı için yeterli olmaktadır. Kesin tanıda düz röntgen ve tomografi artık bırakılmış gibidir. MRI çekilmesi sakıncalı olan kişilere tomografi tercih edilebilmektedir. Önceki yıllarda kullanılan ve agresif bir yöntem olan miyelografi (spinal kanala ilaç enjekte edilerek röntgen çekme) artık kullanılan bir yöntem değildir.

Bel fıtığından korunmak mümkün müdür ?

İyi bir kas yapısı, kaslar arasında denge duruş eğitimi ve riskli hareketlerden kaçınma bel fıtığından korunmada kısmen yardımcıdır. Esas önemli olan bir kez bel ağrısı olan kişide bunun tekrarlarının önlenmesidir.

Bel fıtığının tedavisi nasıldır ?

Kesin yatak istirahati, hastanın en rahat ettiği pozisyonda ve iyi bir yatakta olmalıdır. Ancak sırt üstü yatamayan kişiler en çok nasıl rahat ediyorsa o pozisyonda yatmalıdır. Yatak sert ve düzgün olmalı vücut ağırlığı ile çökmemelidir. Sırtüstü uzanıp bacakların altına yastık koymak en iyi dinlenme şeklidir. Ayrıca baldır bir koltuk üzerine konur ve sırt üstü yatarak dinlenmek mümkündür. Dolayısıyla tedavide en az 10 gün kesin yatak istirahati şarttır.

Ağrı kesici, kas gevşetici, ilaçlar faydalıdır. Kronikleşmiş hastalarda antidepresan ilaç kullanılmalıdır. Fonksiyonel skolyoz (omurganın yana eğriliği) varsa korseleme gerekebilir. Tedavide uygun bir korse seçimi de önemlidir.  Korseler bilindiği gibi çelik balenli olanlar ve lastik tarzı olanlar diye iki çeşittir. Çelik balenli olanlar, hareketi çok kısıtladığından, kullanışlı olmadığıdan ve uzun süreli kullanımda bel kaslarında zayıflamaya neden oldduklarından pek tercih edilmezler. Lastik korseler de bel stabilizasyonunu yeterli ölçüde sağlayamadıklarından uygun değildirler. Biz REEM Nöropsikiyatri Kliniği olarak hem kişinin hareketini kısıtlamayan hem de beli stabilize eden yarı çelik modern korseler tercih etmekteyiz.

Yüzeysel ve derin ısıtıcılar, düşük frekanslı akımlar ve traksiyonla uygulanan fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları da tedaviye yardımcıdır.

Egzersizler, bel fıtığının ilk ve orta dönemlerinde önerdiğimiz uygulamalar değildir. Egzersizler için acele edilmemeli. Ağrılar düzeldikten ve klinik tablo yerine oturduktan sonra kronik dönemde yapılmalıdır. Zira ilk dönemlerde kesin istirahatin yerini hiç bir şey tutmaz. Daha sonraki dönemde yapılan egzersizler bel kaslarının kuvvetlenmesi ve bel eklemine düşen yükün azalması açısından yararlıdırlar. Egzersiz programları ile beraber yüzme de önerilen bir durumdur.

Kliniğimizde uyguladığımız lazer tedavileri ile hastaların çok büyük bir bölümü 4-6 haftada iyileşirler. Bazı hastalara lazer uygulamalarına ek olarak ilaç tedavisi de yapılabilmektedir.

Bel fıtığı tedavisinde Laser yöntemleri;

İki şekilde yapılır

1-    Endoskopik yöntem

2-    Perkütan yöntem

endoskopik yöntem bir cerrahi  girişimdir. Sinir basısına neden olan fıtıklanmanın laserle yakılması esasına dayanır (laser diskektomi). Ama bu yöntem de ulaşım alanı dardır ve sadece bir tek sinir kökü basıdan kurtarılabilir. Halbuki, perkutan yöntem de vucuda herhangi bir iğne vs sokulmaz. Etki alanı geniştir. Sadece bir sinir kökü değil en az 3-4 sinir köküne birden maruz kalınan baskı ve ödemden kurtarma uygulaması vardır. Birden çok seanslar halinde uygulanır. Sadece bir defa uygulanabilecek bir yöntem olmadığı ve seanslar halinde uygulandığı için tedavide başarı şansı yüksektir. Endoskopik yöntem ise anestezi altında yapılan pahalı bir yöntem olduğu için bir defa dan fazla yapılma imkanı pek yoktur. Endoskopik yöntem de sinir yapışıklığı ve endoskopi esnasında çevredeki damarsal yapılara zarar verilebilme ihtimali her zaman söz konusudur. Bizim uyguladığımız perkutan yöntem de ise hem daha geniş bir bölgenin tedavisi yapılabilir hem de acısız, sızısız bir uygulamadır.

MLS Laser tedavisiyle bel fıtığı tedavisinin ameliyatlara da üstünlüğü düşünülebilir. Çünkü bel fıtığı ameliyatı olan bir kişinin kendine gelerek tamamen eski normal düzene girebilmesi neredeyse 6 ayı bulmaktadır. Ayrıca ameliyat ve anestezi komplikasyonları mevcuttur. Kişi netice de bedensel bir yara almakta özellikle omurlar üzerinde uzunca bir bölge de operasyon izi ya da skatrisi ile hayat boyu yaşamaya mahkum olmaktadır. Bir çok hastada ameliyat bölgesinin hassasiyetinden ötürü nüks yani tekrarlamalar olmakta, aynı kişi aynı bel fıtığından 3-5 defa ameliyat olabilmektedir. Her bir ameliyat ayrı bir travma olduğundan üst üste ameliyat olanlar giderek normal yaşam aktivitelerini kaybetmekte ve malul duruma gelmektedirler. Halbuki günümüzde neredeyse her bel fıtığında akla ilk gelen ameliyat olmaktadır. Buna mukabil ameliyatlar ancak acil durumlarda ani düşük ayak geliştiğinde ya da sfinkter fonksiyon kayıplarında ilk seçenek olmalıdır. Maalesef günümüzde bel fıtığı ameliyatlarının çok büyük bir oranı gereksiz yere yapılmaktadır. MLS Laser terapisi ile uygulama yapılan bölgede ; ağrı, enflamasyon ve ödem ortadan kalkar. Enflamasyon, tüm doku derinliğiyle yok edilerek tablonun düzelmesi ve güçlü analgezik etki ile ağrının ortadan kalkması sağlanır. Derin yapılardaki kas lezyonları, lif zedelenmeleri, kıkırdak dokusu ve bağ dokusu harabiyetleri MLS Laser terapi ile onarılır. Dolayısıyla MLS Laser terapi, ameliyatsız ve anestezisiz bir yöntem olduğundan bel ve boyun fıtığında çığır açacak bir tedavi unsuru durumuna gelmiştir.

Çift lazer uygulamaları

REEM Nöropsikiyatri kliniğimizde bel fıtığı hastalarına yeni bir uygulama olarak çift lazer tedavileri yapmaktayız. Hastalara hem MLS Lazer hem de HİLT Lazer tedavilerini uygulayarak daha etkin ve başarılı sonuçlar almaktayız. Hiç kuşkusuz uyguladığımız bu yeni teknikle başarı oranı daha da yükselmekte, hastaları ameliyata gerek kalmadan iyileşmelerine büyük katkılar sağlamaktadır.

Bel fıtığında ameliyat

Bel fıtığında ameliyat durumu en son düşünülen çözüm olmalıdır. Bilimsel araştırmalara göre bel fıtığı vakalarının ancak %3 ü ameliyatla tedavi edilmektedir. Geri kalan %97 si, ameliyatsız tedavi edilir. Ne yazıkki ülkemizde bel fıtığı denince akla hemen ameliyat gelmektedir. Bu nedenle bel fıtığı nedeniyle ameliyat edilen kişilerin pek çoğunun operasyona gerek kalmadan lazer gibi yan etkisi olmayan modern tedavilerle düzelebileceği kanaatindeyiz.

Ancak bel fıtığı ile beraber idrar kaçırma varsa, düşük ayak gibi ani gelişen motor bir kayıp varsa ya da omuriliğe ciddi bası oluşturan bir tablo söz konusu ise beklenmeden ameliyat düşünülmelidir. Bunlarda zaten %3 lük gruba girmektedirler.